ÇOCUKLARDA DEPREM KAYGISI

Depremi yaşamak, her yaş grubu için ciddi bir travma yaratır. Ancak olaya anlam vermekte zorlanan çocuklar için daha şiddetli travmalar ortaya çıkabilir.

Bilinmezlik en kaygı yaratan durumlardandır. Çocuk için ilk kez yaşadığı bir durumla yüzleşmesi kaygıyı ve endişeyi arttırır. Artan endişe kaygısı ile yasanan stres beyinde tehdit olarak algılanıp, çocuğun yasam kalitesini, enerjisini ve potansiyeli çok aşağılara çekebilir. Çocuklarımızın minimum düzeyde bu kaotik durumdan korunması için, yetişkinlere yönelik ana haber kaynaklarından bilgi edinmelerine, görmemeleri gereken yaşanmış sahneleri televizyondan ya da sanal medyadan izlemelerine izin vermemeliyiz.

Çocuklarımız istemediğimiz halde depremi olumsuz bir deneyimle yaşamış ise; mantıklı, endişesiz ve rasyonel bir ses tonu ile onları telkin etmeye çalışmalıyız. Deprem travmasının olumsuz etkileri çok çeşitli olabilir. Yalnız kalmak istememe, gece koruları, tekrar deprem olacak endişesi, sinirlilik, anksiyete, tepkisellik, nedensiz ağlama krizleri, uykuya dalamama, sık uyanma, kabus görme, iştah kaybı, dikkat dağınıklığı, içe kapanma gibi pek çok belirti görülebilir. Gerekli, gereksiz her şeye karşı gelme, huysuzlanma ve mızmızlanma, kekeleme, alt ıslatma, anne baba ile yatmak isteme, parmak emmeye ya da tırnak yemeye başlama, okul başarısında düşme, arkadaşları ile sık kavga etme gibi sorunlar, karın ağrısı, bulantı, baş ağrısı, kol bacak ağrısı gibi doktorlar tarafından bedensel sebep gösterilemeyen yakınmalar dile getirebilirler.

Diğer yandan, çocuklarda suçluluk duyguları gözlenebilir. Depremin kendi yanlış yaptıkları bir davranış sebebiyle ya da bu davranışa ceza olarak ortaya çıktığını düşünebilirler. Sessizce ağlama, sürekli başı öne eğik dolaşma izlenebilir. Deprem sonrası içe kapanan, arkadaş çevresinden uzaklaşan çocuğu eskisi gibi canlı, neşeli davranması için zorlamamak gerekir. Bu biçimde kendisini çevreden soyutlayan bir çocuğa en iyi yardımı ona yaklaşan, oyun için yanına çağıran, oyuncağını paylaşan başka bir akranı yapabilir. Mümkün olduğunca çocuğun yaşıtları arasında ve eskiden ilgisini çeken ortamlarda bulunması sağlanmalı ancak ilişki kurması için zorlamaktan kaçınılmalıdır. Anne babasının korktuğunu ya da tedirgin olduğunu gören çocuk paniğe kapılabilir. Bu sebeple anne babanın deprem karşısındaki tutumu son derece önemlidir. Onların her yorumu ve yapılan yorumlara verdikleri her tepkiyi çok küçük yaştaki çocuklar dahi dikkatle izlerler ve kendi dünyalarında ayrı bir yorum oluştururlar.   Kendisi paniğe kapılmış bir anne babanın korkan çocuklarına “korkma, yok bir şey” demesinin etkisi olmayacaktır. Ebeveyn karamsar ve üzüntülü ise çocuk olumsuz duygulara daha çabuk kapılır, daha kolay yıkılır. Çocuğun rahatlaması ancak anne babanın sakin davranabilmeleri, çocuğun yaşına uygun açıklama yapabilmeleri ve güven ortamı yaratabilmeleri ile olacaktır.